TEL : 0 222 230 84 74
GSM : 0 505 347 47 35
Mesnevi Hikayeleri İle İyileşme
ÖNCE KARŞIDAKİNİ DİNLE
Kuyumcu ve Terazisi
Duyurular
Cinsellik nedir?
DEPRESYON NEDİR?
ERKEKLERDE ERKEN BOŞALMA
NLP Nedir?
NLP'nin 6 Sütunu-ilkesi
KOÇLUK NEDİR?
YAŞAM KOÇLUĞU
KADINDA CİNSEL İLİŞKİ KORKUSU ve VAJİNUSMUS (VAJİNAL AĞRI)
Etkin İletişim Kurmak
Evlilik ve Eşler Arası İlişki
Yaşam Koçluğu
HAYAT BİR YAP-BOZ’A BENZER…
KARAKTERİMİZE TAKTIĞIMIZ MASKELER
Yaşam koçluğu nedir?
YAZILARIM
EVHAM HASTALIĞI ve BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ
Özgürlükleri kısıtlayan devlet demokrat olamaz
Dini takıntısı olanlar
ANKSİYETE (KAYGI) BOZUKLUĞU
OBEZİTE NEDİR?
OBSESİF-KOMPULSİF (EVHAM) HASTALIĞI
PANİK BOZUKLUĞU
PSİKİYATRİ'DE İLAÇ KULLANIMI
YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUKLAR, OTİZM.
TIRNAK YEME VE PARMAK EMME
Televizyon ve Çocuk
Ruhsal Hastalıklarda Tedavi
Ruh Sağlığı Nedir?
Psikotik Bozukluklar ve Şizofreni
PSİKOLOJİ NEDİR?
Ailede iletişim ve Anne-Baba Tutumu
ÖFKE VE ÖFKE KONTROLÜ-
OKUL KORKUSU
OBSESİF-KOMPULSİF (EVHAM) HASTALIĞI
MADDE BAĞIMLILIĞI
Logoterapi (Anlamkazanım tedavisi)
Konuşma bozuklukları:
KİŞİLİK BOZUKLUKLARI
KARDEŞ KISKANÇLIĞI
Geciken Özür
Evlilik ve Eşler Arası İlişki
ERKEN BOŞALMA
Dikkat Eksikliği-Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
DERS ÇALIŞMA VE BAŞARI YÖNTEMLERİ
DEPRESYON
DEMANS/BUNAMA NEDİR?
ÇOCUKLUK DÖNEMİ RUHSAL SORUNLAR
Çocuk ve cinsellik
BİPOLAR DUYGUDURUM BOZUKLUĞU
Anne-Baba Figürü Davranış ve Tutum
HİPERAKTİF ÇOCUK
Çocuğumuzda olumlu tutum elde etme
GÖREBİLMEK
Hastalar İçin Bilgiler
Aile İçi Şiddet
Boşanma ve Aile
Eşler Arasında Sorunlar
ANKSİYETE-KAYGI NEDENLERİ
ANKSİYETE (KAYGI) BOZUKLUĞU NEDİR?
Kategoriler

OBEZİTE NEDİR?

OBEZİTE NEDİR?

 Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından  obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Vücut yağ kitle ağırlığının normalin üzerinde olmasına obezite denir. Günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vücutta yağ olarak depolanmakta  ve obezite oluşumuna neden olmaktadır Obezite insan vücudunda bulunan tüm sistemleri -kalp ve damar sistemi, solunum sistemi, hormonal sistem, sindirim sistemi gibi- sinsice etkileyen ve birçok önemli rahatsızlığa zemin hazırlayan mutlaka tedavi edilmesi gerekli bir hastalıktır.

 

KİMLER OBEZDİR?

Obez olup olmadığımızı anlayabilmek için bugün bütün dünyada uygulanan çok basit bir yöntemi biz de rahatlıkla kullanabiliriz. Beden Kitle indeksi ya da İngilizce bilinen adıyla Body Mass Index (BMI) denen ve kolayca hesaplanabilen bir oran yoluyla, herkes kendi kendine fikir sahibi olabilir.

Temel olarak BMI şu şekilde hesaplanır. Kilogram cinsinden vücut ağırlığının metre cinsinden boyun karesine bölünmesi ile hesaplanır.

 

Örneğin; Boy:1.70 metre Ağırlık: 70 kg

BMI: 70/(1.70*1.70) = 24.2 kg/m²

 

 

 

 

BMI Değeri (kg/m²)

Durum

<18.4

Zayıf

18.5-24.9

Normal

25-29.9

Fazla kilolu

30-39.9

Obez (şişman)

40<

Morbid obez (aşırı şişman)

 

Eğer beden kitle indeksiniz 18.5 in altında ise zayıfsınız. Bu halinizden memnun olabilirsiniz ancak, normal sınırların altında olduğunuzu sakın unutmayın. Günümüzde zayıflık hali güzellik ve sağlıklık kavramları ile eşdeğer tutulsa da sizin de sağlığınıza ve beslenmenize dikkat etmeniz gereklidir. Özellikle BMI düzeyi 16’dan daha düşük olanlar çok acil bir metabolizma hastalıkları uzmanı ile görüşmelidir.

Beden kitle indeksiniz 18.5-25 arasında ise, sizin durumunuz gerçekten ideal demektir. Büyük olasılıkla dengeli besleniyorsunuz ve egzersizi ihmal etmiyorsunuz. Ama unutmayın ki sağlıklı yaşam tarzı devam ettirmek önemlidir. Eğer BMI 25 civarlarında ise bazı şeylere dikkat etmek gereklidir. 25-30 arası eden beden kitle indexine sahipseniz derhal harekete geçmelisiniz. Fazla kilolu olmak sizi şu an için rahatsız etmiyor olabilir, ancak unutmayın ki vücudunuzda birikmiş olan yağlar daha sonra sizi rahatsız etmeye başlayacaktır. Vücudunuz size birtakım uyarılar veriyor olabilir. Belki siz de bu uyarıları farkediyorsunuz. Örneğin basit bir yürüyüşle bile eskiye oranla daha çabuk yoruluyor, bir iki kat merdiven çıkarken nefes nefese kalıyor ve daha çok terliyorsunuz ve eminiz ki siz bunları kilonuza değil de, yaşınıza veya başka alışkanlıklarınıza bağlıyorsunuzdur. Vücudunuzun uyarılarını dikkate almak gereklidir. Yapmanız gereken hiç de zor değil. Bir süre her gün neler yediğinizi ve herhangi sıklıkla yediğinizi, ne kadar süre hareket ettiğinizi kolaylıkla farkedeceksiniz. Bu durumu düzeltmek hiç de zor değil. Kendiniz bir şeyler yapabileceğiniz gibi doktorunuzdan da yardım isteyebilirsiniz.

Hesapladığınız beden kitle indeksi 30 ve üzerinde çıkıyorsa mutlaka en kısa sürede doktorunuz ile görüşmelisiniz. "Ben halimden memnunum" demeyin çünkü siz de sorunlarınızın farkında olmayabilirsiniz. Elbette kendi başınıza da yapabileceğiniz birçok şey var, ama doktorunuzun yardımları ve desteği işinizi çok kolaylaştıracaktır. Ayrıca doktorunuzun yapacağı muayene ve tetkikler sonucunda ilaç kullanmanız gerekebilir.

Obezite ile mücadele, birkaç hafta veya birkaç ayla sınırlı, mucize diyetler ile başarılabilecek bir iş değildir. Başarı sadece sizin kendi isteğiniz ve doktorunuzun yardımı ile yaşamınızda yapacağınız küçük ama önemli değişikliklerle sağlanabilir.

 

Obezite nasıl bir hastalıktır?

Kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık, idrarsızlık, safra kesesi hastalıkları, taş oluşumu ve bazı kanser türleri obezite ile doğrudan ilişkili hastalıklardan birkaçıdır. Bu durumda obeziteyi, insan yaşamını kısaltan ve yaşam kalitesini de olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak tanımlayabiliriz. Yapılan araştırmalara göre obezite, özellikle son 20 yılda, bütün dünyada süratle artıyor ve bir salgın hastalık gibi yayılıyor. Obezite 21. yüzyılın en önemli üç hastalığından biri olarak tanımlanıyor. Bu hastalıktan ülkemiz de oldukça etkilenmiş gibi görünüyor. Çünkü, kadın nüfusumuzun yaklaşık üçte biri, erkek nüfusumuzun da yaklaşık beşte biri obezdir.

 

Kilo hedefi ne olmalı?

Beslenme insanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli ve dengeli miktarda alıp vücutta kullanabilmesidir. Beslenme karnı doyurmak, açlığı bastırmak, canının istediğini yemek değildir. İdeal kilo, en sağlıklı olduğunuz, duygusal ve sosyal bakımdan kendinizle en barışık olduğunuz kilodur. Bu hedefin belirlenmesinde doktorunuz size yardımcı olacaktır. Öncelikle kişinin boy ve kilo arasındaki oran tespit edilir. Bu sonuca göre kişinin öncelikle ulaşası hedeflenen kilosu hesaplanır. Ancak çıkan bu rakam bize sadece kabaca bir sonuç verir. Normalde kadın olsun erkek olsun hiç bir insanın BMI değerinin 25 kg/m2 den daha yüksek olmaması gerekirken, zaman zaman kişinin fiziksel özelliklerine, daha önceden spor yapıp yapmadığına veya geçirdiği birtakım hastalıklara göre bu rakam ve kilo hedefi değişebilir. Bu farklılığı tespit edebilmek için değişik ölçüm sistemleri kullanılmaktadır.

 

KİLO VERMENİN FAYDALARI

Kilodaki küçük bir azalmanın bile sağlık için ne kadar faydalı olduğu akıldan hiç çıkarılmamalıdır. Sağlıklı kilo vermekle ;

 

Toplam ölüm oranını %20 azalır.
Sadece %5-10’luk bir kilo kaybı

Sistolik kan basıncı 10mmHg azalır.

Diastolik kan basıncı 20mmHg azalır.

Tip2 diabete bağlı ölümler % 30 azalır.

Obezite ile ilişkili kanser ölümleri %40 azalır.

Total kolesterol %10 azalır.

Trigliserid %30 azalır.

HDL kolesterol (iyi kolesterol) %8 artar.

LDL kolesterol (kötü kolesterol) %15 azalır.

Erken ölüm riskini azaltır

 

Bu nedenle, genellikle önerilen kilo verme hedefi, başlangıç ağırlığınızın %10’undan fazla kilo olmamalıdır. Bu %10’luk kilo hedefine ulaşmak için gerekli süre ve bu süre içerisinde verilmesi gereken kilo hedefi kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Bu %10’luk hedefe ulaşıp, kiloyu en az 3 ay koruyabilirseniz, kilo vermeye devam edebilirsiniz. Çünkü vücudunuzun yeni kilosuna uyum sağlayabilmesi için zamana ihtiyacı vardır.

 

OBEZİTENİN RUH SAĞLIĞINA ZARARLARI

Şíşmanların bir kısmı ne kadar neşeli gözükse de şişmanlığın açtığı psikolojik yaralar çok fazladır. Zaman zaman oturduğu yerden kalkarken sıkıntı hisseden veya merdiven çıkarken nefes darlığı çeken bir insanın psikolojik olarak da kendini iyi hissetmesi beklenemez. Bunun yanı sıra giyinme konusunda birtakım problemler yaşarlar, kendilerine uygun elbise ve ayakkabı bulmada güçlük çekerler. İştah kontrolünün olmaması depresyona bağlı artabilir. Çünkü depresyon bazı kişilerde iştahı azaltabilir, bazı kişilerde arttırabilir. Mutfaktan ve buzdolabının başından ayrılmak istemeyen, sürekli atıştırma halinde olanlar mutlaka bir psikiyatriste başvurmalıdır. Çocuklarda ve gençlerde arkadaşlar arasında kilo ile ilgili şakalaşmalar içe kapanmalara yol açabilir. Hatta zaman zaman her yaşta sokağa çıkamama gibi ciddi psikiyatrik problemlerle yüz yüze kalınabilir. Fazla kilolu kişilerin kendilerine güvensizlikleri günlük hayatta ve iş hayatında da kendini gösterir, bu da şişmanları başarısızlığa ve yalnızlığa iter. Fazla kiloların yol açtığı sağlık problemleri hayatı daha da zorlaştırdığından yaşanan ruhsal sıkıntılar da artmaktadır.

 

VÜCUT YAĞ ORANI NEDİR?

Aktif ve sağlıklı kalabilmemiz için vücudumuzun belli oranda yağa ihtiyacı vardır. Yağlar, eklemlerimizin desteklenmesi, organlarımızın korunması, vitamin teminimiz, vücut ısımızın kontrolü, enerji rezervlenmesi (aç kalma halinde), gibi görevler üstlenmektedir. Bu yüzden vücudumuzda belirli bir oranda yağ kitlesinin bulunması gereklidir. Fazla yağ oranı ciddi sağlık problemlerine yol açarken, gereğinden az yağ ise yaşamsal risk oluşturmaktadır. Şöyle ki yağ oranı, kadınlarda %10-%12’nin, erkeklerde ise %5-%6’nın altına düşmemelidir. Eğer bu rakamların altına düşecek olursa çok ciddi bir takım problemlerle karşılaşılabilir. Özellikle günümüzde aşırı zayıflık hali sağlıklı olmakla karıştırıldığı bir dönemde bu durumun bilinmesi ve öneminin vurgulanması çok önemlidir.

Bazen görüntü de yanıltabilir. Çok zayıf görünen bir kişi A ve B tipleri aynı kiloya sahiptirler. C ise daha hacimli ve daha yağlı görünmektedir. Üç tipin de yağ oranları ölçüldüğünde B ve C’nin yağ oranlarının normal düzeyde A'nın ise çok yüksek oranda yağ değerine sahip olduğu görünmektedir. Bu yüzden A zayıf göründüğü halde risk grubuna dahildir.

 

BEL ÇEVRESİNE GÖRE SAĞLIK RİSKLERİ

Bel Çevresi, artmış vücut yağının oluşturduğu sağlık risklerinin önemli bir göstergesidir. Son yıllarda yapılan çalışmaların da gösterdiği gibi, hastanın kilosundan bağımsız olarak, iç organlar etrafındaki yağ dokusu obezitenin metabolik komplikasyonları ile çok iyi korele etmektedir. Bel çevresi hiçbir hesap gerektirmeden kolayca ölçülebilir ve bütün herkes için anlamlı bir veridir.

 

 

 

 

Artmış Risk

Ciddi Risk

Erkek

> 94 cm

> 102 cm

Kadın

> 80 cm

> 88 cm

 

Yalnız bel çevresi ayakta, göğüs kafesi en alt kenarı ile kalça kemiğinin üst kenarı arasındaki orta hatta ölçülür (göbek deliği ya da göbeğin maksimum çıkıntısından değil).

 

 

BAZAL METABOLİZMA HIZI NEDİR?

 

ERKEKLER:

18-30 yaş : (0,0630*ağırlık(kg)+2,8957)*240 kilokalori/gün

31-60 yaş : (0,0484*ağırlık(kg)+3,6534)*240 kilokalori/gün

 

KADINLAR:

18-30 yaş : (0,0621*ağırlık(kg)+2,0357)*240 kilokalori/gün

31-60 yaş : (0,0342*ağırlık(kg)+3,5377)*240 kilokalori/gün

 

AKTİVİTE DERECESİ AKTİVİTE FAKTÖRÜ

Düşük (sedanter) 1,3

Orta 1,5

Yüksek 1,7

 

GÜNLÜK ENERJİ İHTİYACI=BAZAL MET HIZI * AKTİVİTE FAKTÖRÜ

 

KİŞİNİN KİLOSUYLA İLGİLİ HASTALIKLAR

Belli tıbbi durumların, beden ağırlığının fazla olmasıyla ilişkili olduğu bilinmektedir. Dengeli ve sağlıklı beslenme ile bazı hastalıklara yakalanma riski azalmakla birlikte, var olan hastalıklarda da iyileşme sürecine girilebilir. Bunlar:

-Hipertansiyon

-Kalp ve damar hastalıkları

-Kan yağ seviyelerinde bozukluk

-Hiperinsülinemi

-Tip II diyabet

-Uyku apnesi

-Osteoartrit

-İnfertilite

-Diğer (varisler, reflü, ürier inkontinans)

 

Bu hastalıkların ciddiyeti, artan kiloyla birlikte artar, azalan kiloyla birlikte iyileşir. Bundan dolayı kişinin fizik muayenesinde en azından aşağıda sayılanlara dikkat edilmesi gereklidir.

 

HIZLI KİLO VERMENİN ZARARLARI

Genellikle kilo vermek isteyenler bunun çok çabuk olmasını isterler ve sabırsızlık gösterirler. Genellikle ortalama ayda dört beş kilodan fazla vermek sağlığın bozulmasına yol açabilir. Ancak yüksek kilolu kişilerde kilo kaybı daha çok olabilir. Medyada çok değişik diyet listeleri, komşudan arkadaştan elde edilen formüllerden çok sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam ile kilo dengelenmelidir. Çabuk kilo verme uğruna sağlığı bozmaktan ve organlara zarar vermekten kaçınmak gerekmektedir.

a) Beyin : Karbonhidrat diyeti beynin fonksiyonlarını düzenleyen özellikle hafıza kapasitesini artıran serotonin maddesini etkiler. Hafıza kaybı ve çeşitli beyin bozuklukları başlar. Zeka kaybı başlar ve beynini hızlı ve doğru karar verme fonksiyonu bozulur.

b) Kalp: Kısa sürede kilo vermek kalp hastalıklarına yol açar. Tansiyon yükselir ve kalp hastalıkları başlar. Süratli kilo kaybı sırasında yağ kaybıyla birlikte kaslarda zayıflar. Diyet kesildiğinde mide ve karın bölgesi süratle yağ toplar. Şok diyetlerden sonra alınan kiloları kaybetmek çok zordur.

c) Adaleler: Protein eksikliği adale zayıflığına yol açar. Özellikle sabahları kahvaltıyı kesmek adaleleri etkiler.

d) Cilt : Şok diyet B vitamini öncelikli olmak üzere tüm vitaminlerin ve minerallerin kaybolmasına yol açar. Cilt kurur ve dökülür.

e) Kan: Kanda demir azalması nedeniyle çeşitli kan hastalıkları başlar. Anemi ve hemoglobin bozuklukları görülür. Çabuk yorulma, kırgınlık, halsizlik görülür.

f) Safra Kesesi: Diyet safra kesesi faaliyetini etkiler. Çalışmayan safra kesesi taş üretmeye başlar.

g) Kemik: Süt, yoğurt ve peynirin az tüketilmesinden dolayı ortaya çıkan  kalsiyum eksikliği kemik erimesine yol açar Kemiklerin kırılması kolaylaşır, kırıkların iyileşme süresi ise uzar.

h) Enerji: Metabolizma bozuklukları lahana diyeti, greyfurt diyeti gibi sebze meyve diyeti sonucu ortaya çıkar. Sadece meyve ve sebze ile beslenenlerde (et ve balık yemeyenlerde) metabolizma bozuklukları ortaya çıkar, tüketilen her türlü besin kilo yapar.

 

 

OBEZİTE TEDAVİSİNE KİMLER ALINMAZ?

Öncelikle hastanın bir erteleme ya da hiç tedaviye alınmamayı gerektirebilecek bir durumunun olup olmadığı tespit edilmelidir.

 

Geçici tedaviye alınmama kriterleri:

 

-Gebelik

-Süt verme dönemi

-Geçici mental rahatsızlık

-Geçici sistemik bir hastalık


Olası tedaviye alınmama kriterleri:

 

-Safra kesesi taşları

-Pankreatit

-Aşırı osteoporoz


Kalıcı tedaviye alınmama kriterleri:

 

-Anoreksiya nervoza

 

YAŞAM TARZI DEĞİŞİLİĞİ

Kilo problemi olsun olmasın bütün insanların yaşam tarzını ve yeme alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerekmektedir. Kilolu olmasa bile beslenmenin yanlış olması halinde sağlık problemleri oluşabilir. Yemeklerdeki yağ miktarını azaltmak, yine yemeklerin kalorisini bir miktar düşürmek ve egzersiz yapmak veya hareketi artırmak, günlük hayatta çok zorlanmadan herkesin yapabileceği değişikliklerdir. Tabi ki bütün bunlar sadece fazla kilolulara veya şişmanlara önerdiğimiz şeyler değil, aksine sağlıklı bir yaşam için kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk, herkese tavsiye ettiğimiz bir yaşam biçimidir. Dolayısı ile yapmanız gerekenler, aslında bütün ailenin de uygulayabileceği ve bundan fayda göreceği şeylerdir.

Bu yüzden, önce ailenizle veya yakın çevrenizle konuşup, yaşam tarzı değişikliği konusunda desteklerini istemelisiniz. Bunun herkesin yararına olacağını onlara anlatmalısınız. Sağlıklı beslenme evinizin yeni tarzı olsun, lezzetli, keyifli ve ekonomik… Komşularınız ve arkadaşlarınızı da bu konuda size yardımcı olmalarını isteyin. Aslında bu durum onların da yararına olacaktır. Evde yediklerine dikkat eden biri varken aile bireylerinin onun yeme iştahını arttıracak menüler hazırlaması, eve yüksek kalorili besinler alması doğru değildir. Unutulmamalıdır yanlış beslenme, bazen kilo artışı olmasa bile sağlık sorunlarına yol açabilir.

Evde neler yapılmalı?

Yediklerinizin kontrolünün tamamen sizde olduğu tek yer evinizdir. Bunu kilonuzu kontrol etmek için rahatlıkla kullanabilirsiniz.
Genel Kurallar:

-   Bol miktarda meyve ve sebze yiyin.

-   Günde üç öğün yiyin. Öğün atlamayın ve ağır menülü öğünlerden uzak durun.

-   Günde iki litre civarında su tüketilmelidir.

-   Ekmek olarak tam buğday unlu ekmeği tüketin ve beyaz ekmekten uzak durun.

-   Süratli yemeyin, böylece daha az ve daha keyifli yediğinizi fark edeceksiniz.

-   Alkol almadan önce iyi düşünün. Çünkü alkolün kalorisi çok yüksektir, besleyici

değildir, yağ depolanmasını artırır ve yemeklere karşı iradenizi zayıflatır.

-   Bir bardak kolada on iki adet kesme şeker bulunduğunu unutmayın Şekerli ve gazlı içe
ceklerden ve koladan uzak durun.

- Öğünlerden önce içeceğiniz 1-2 bardak su kendinizi daha uzun süre tok hissetmenizi

sağlar.
- Öğünlere sıcak ve kremasız bir çorba ile başlayın. Yavaş yemenizi sağlar ve tokluk

hissi verir.

-Salatalara elma sirkesi ve biraz zeytinyağı koyarak sindirimin yavaşlamasını sağlayıp

glisemik indeksin çabuk düşmesini önleyebilirsiniz.

-Light ürünlerin (süt, yoğurt, peynir vs.) glisemik indeksi yüksektir. Bu nedenle

tüketilmemelidir.

-Meyva suyu yerine meyva tüketin.

-Öğünlerinizde karbonhidrat, protein ve yağ oranına dikkat edilmelidir.

-Kuru baklagil, tam tahıl ürünler, meyva, sebze gibi posalı yiyecekleri tercih ediniz. -

Posalı yiyecekler yavaş sindirilir ve kan şekeri yavaş yükselir.
- Karşı koyamadığınız yiyecekleri sofradan tamamen uzaklaştırın.

-Tuz tüketimini azaltın.

-Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıları tercih edin.
- Abur-cuburu tamamen kaldırın çünkü ne kadar yediğinizi takip edemezsiniz.
- Başkalarının tabağında kalanları sakın yemeyin
- Balık, tavuk ve hindiyi (derileri atılmış) kırmızı ete tercih edin.
- Annenizin söylediklerini unutun, tabağınızdakileri bitirmek zorunda değilsiniz.

Alışveriş için öneriler:
- Aç karnına alışverişe çıkmayın, gördüğünüz bütün yiyecekleri almak isteyebilirsiniz.
- Alışverişi hazırladığınız listeye göre yapın
- Marketlerde yememeniz gereken gıdaların bulunduğu reyonlara uğramayın.
- İşlenmiş veya hazır gıdalardan uzak durun, çünkü sıklıkla kalorileri çok yükseltir. Paketlerdeki etiketleri muhakkak okumaya çalışın, yağ ve kalori oranlarını görerek alın.
- Her zaman sadece ihtiyacınız kadar alın. Unutmayın almazsanız yemezsiniz.

Yemek hazırlarken:
- Basit yemekler hazırlayın (bir parça tavuk veya balık, taze sebzeyle ve sonsuz olarak).
- Taze sebze dışında, yemek pişirirken asla yemeyin.
- Yapışmayan tencere ve tavalar kullanın. Böylece pişirirken yağa ihtiyacınız azalacaktır.
- Kullanmak zorundaysanız, bütün yemeklerde sadece sıvı yağ kullanın ve az miktar yağın bile vücutta çok uzun süre kaldığını unutmayın.
- Etin üzerinde görülen bütün yağları temizleyin. Kırmızı et yerine mümkünse hindiyi tercih edin.
- Bir bütün yumurta yerine, iki yumurtanın beyazını kullanın.
- Yemeklere atacağınız bir tutam rende peynir, az kaloriyle hoş bir lezzet sağlar.
- Pişirme yöntemi olarak ızgara, fırın ya da haşlamayı tercih edin.
- Çorba ve soslara krema yerine patates püresi katabilirsiniz.
- Yemek tarifinde yarım bardak yağ koyun deniyorsa, siz çeyrek bardak koyun. Lezzet değişikliğini fark edemezsiniz ancak hafifliğini bağırsaklarınız fark eder.
- Yemeklere yağ yerine çeşitli otlar ve baharat katarak, kaloriyi arttırmadan lezzet katabilirsiniz. Değişik yörelere ait yemekler ve çeşnileri deneyin.
- Tabakta kalanları atmayın, küçük saklama kaplarında dondurarak buzlukta saklayın. Böylece her aklınıza geldiğinde yeme şansınız olmaz.

Evde yemek yerken:

- Kahvaltı yapmayı ihmal etmeyin. (Tam buğday unlu bir iki dilim ekmek, peynir,

domates ve salatalık vs)

- Gözden uzak olan, gönülden de uzak olur. Fazla yağlı ve yüksek kalorili yiyecekleri

görünmeyen ve kolay ulaşılamayan bir yerde saklayın.
- Asla yemek yerken televizyon seyretmeyin, fark etmeden çok yersiniz
- Bir kural koyun: Yemek, yemek masasında yenir! Asla ayakta atıştırmayın.

-Yemek yerken lokmalarınızı çok çiğneyin, hızlı yemeyin.
- Tencereden veya kaptan yemeyin.Tabağınız küçük olsun ve yeterli miktarda tabağınıza

koyun. Koyduktan  sonra tencereyi veya kabı kaldırın.
- Yemeği tabaklara koyarken porsiyonlara dikkat edin. Tabağınız dışında masada yemek

boyunca sadece salata ve sebze bulunsun.


FİZİKSEL AKTİVİTE

Fiziksel aktiviteyi artırmak, bütün kilo kontrol programları için çok temel bir gerekliliktir. Ancak, yaşam tarzında birçok değişikliği bir anda yapmak çok zorlayıcı olabilir. Öncelikle egzersiz yapmayı değil, sadece her zamankinden biraz daha fazla hareket etmeyi düşünün. Hareket arttırmaya yavaş yavaş ve basit bir şekilde başlayabilirsiniz. Ancak kalp ve tansiyon problemi olanların sağlıklarını riske edecek hareket yoğunluğundan kaçınmaları gerekir.


Günde üç kez onar dakika, sandalyeden ayağa kalkıp sadece etrafta dolaşın, mümkünse asansör yerine merdiven kullanmanız metabolizmanızı hareketlendirecektir. Her gün sadece 15 dakika, herhangi bir fiziksel aktivitede bulunabilir. Bu öğle arasında bir yürüyüş, bahçeyle uğraşmak ya da sevdiği herhangi başka bir şey olabilir.

 

Bunları birkaç hafta uyguladığınızda, enerjinizin arttığını hissedeceksiniz, Az miktarda da olsa, kilo kaybettikçe, bunun daha kolay ve keyifli hale geldiğini fark edeceksiniz. Bundan sonra programınıza daha fazla egzersiz koyabilirsiniz. Örneğin bir jimnastik salonuna gidebilir, bir takım sporu yapabilir ya da çok daha düz bir şekilde, eşiniz veya arkadaşlarınızla akşam yürüyüşlerine de çıkabilirsiniz. Evde de bazı hareketleri kolaylıkla yapmak mümkündür. Örneğin; sandalyede otururken; oturup kalkma, dizleri büküp yukarı aşağı hareket ettirme, dizleri bükmeden ayakları uzatıp aşağı yukarı kaldırma gibi hareketler onar defa yapılabilir Daha sonra sayılar arttırarak on beşer, yirmişer defa aynı hareketler yapılabilir. Yerde yan veya sırt üstü yatıp, dizler bükük ya da düz şekilde ayaklar yukarı aşağı yine onar defa hareket yapılarak sonradan sayı arttırılabilir. Hareketleri yaparken düzgün nefes alıp vermeli ve zorlayıcı hareketlerden kaçınılmalıdır. Aslında buradaki en önemli şey yaptıklarınızdan keyif alıyor olmanız ve pasif kalmaktan kaçınmanızdır.

 

ŞİFALI BİTKİLERDEN YARARLANMAK

Sağlıklı beslenme ve kilo vermede bitkisel ürünlerden istifade etmek mümkündür. Bitkisel ürünleri kullanırken dikkatli ve bilinçli olmak gerekir. “Bitkiden zarar gelmez” anlayışı yanlıştır. Yerinde ve dozunda kullanılmayan bitkiler, bitkisel çayların yanlış hazırlanması ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Piyasada çok fazla bitki çayları, bitki tozları ve  bitkisel kapsüller, tabletler bulunmaktadır. Bu tür ürünleri alırken dikkatli olmak gerekir. İçerdiği bitkiler, kalitesi, hazırlanış teknikleri sağlık açısından önemlidir. Zayıflatıcı bitkisel ürünler genellikle bağırsak hareketlerini arttırdığından bağırsaklarda tahriş ve aşırı su kaybına neden olabilir. Bu tür ürünler iki aydan fazla kullanılmaz ve kullanma esnasında bol su tüketmek gerekir. Hiç bir zayıflama ürünü mucize oluşturamaz. Kilo vermenin sabır gerektirdiği unutulmamalıdır.

Günlük hayatta kullanacağınız bazı bitkilerle hayatınızda farklılıklar oluşturabilirsiniz. Yemeklerden sonra içilecek bir bardak yeşil çay vücutta yağ yakımını arttıracaktır. Ancak üç bardaktan fazla içilmemelidir. Yapraklı bitkilerden demleme usulü çay hazırlamak gerekir. Bitki çayı; bir su bardağı kaynar suya bir tatlı kaşığı hafif parçalanmış bitki konarak üstü kapatılıp, on dakika demlenerek, süzülmek suretiyle hazırlanır. Şeker ilave etmeden çay ılık hale geldiğinde istenirse bal konabilir.  Biberiye, funda gibi bitkiler tek ya da bir arada yağ yakıcı olarak kullanılabilir. Ancak yine üç bardaktan fazla içilmemelidir. Öğün aralarında elma yemek faydalıdır. Kalın kabuklu değilse elma iyice yıkandıktan sonra kabuğu ile tüketilmelidir. Tatlı ve şekerli yiyeceklere düşkün olanlar, canları çok tatlı yemek istediğinde işlem görmemiş, doğal kayısı kurusundan birkaç tane yediklerinde tatlı isteklerinin azaldığını göreceklerdir. Yemekten önce iştahı azaltmak için ılık bir bardak ıhlamur çayı iyi gelir. Özellikle gece tatlı ihtiyacı artanlar doktorlarına danışarak çinko içeren bitkisel tabletler kullanabilirler. Araştırmalar çinkonun geç saatlerdeki kan şekeri düşüklüğünü engellediğini göstermektedir. Günde bir avucu geçmeyen fındık, ceviz ara öğünlerde alınabilir. Fındık çinko içerdiğinden önemlidir. Günde üç tatlı kaşığı yemeklerden sonra alınacak keten tohumu bağırsak hareketlerini düzenler ve kilo vermeye yardımcı olacağı gibi kolesterol düşürücü etkisi de oluşturur. Keten tohumu taze çekilmiş olmalı ve serin yerde saklanmalıdır. Yemeklerde tuzu azaltıp baharatla tatlandırma (pul biber, karabiber vs.) metabolizmayı hızlandıracaktır. Günün değişik saatlerinde içilecek zencefil çayı yine metabolizmayı hızlandırıp yağ yakımını arttıracaktır.

Hazırlayacağınız basit bir bitki çayı karışımı kilo vermeye yardımcı olabilir.

Biberiye

Rezene

Kekik

Funda

Yeşil çay

Papatya

Hibiskus

Ihlamur

Yukarıdaki bitkiler aynı oranda karıştırılıp, çok fazla toz etmeden parçalanır ve cam bir kavanoza konur. Serin yerde muhafaza edilmelidir. Daha önce tarif edilen demleme metodu ile bir su bardağı kaynar suya bir tatlı kaşığı ilave edilerek hazırlanan bitki çayı yemeklerden yarım saat önce kullanılabilir. Ancak iki aydan ve günde üç bardaktan fazla kullanılmamalıdır. İki ay sonunda on beş gün ara verilip yeniden kullanmaya başlanabilir. Yeme alışkanlığının değiştirilmesiyle oluşacak gerginlik ve stres için günde üç bardak aralıklarla melisa çayı içilebilir. Bu konuda sarı kantaron çayı da sabah akşam kullanılabilir.

Susamyağı, biberiye yağı, kekik yağı, zencefil yağı gibi yağlarla vücuda yapılan masajlar kan dolaşımını hızlandıracağından faydalı olacaktır.

 

 

Psikiyatri Uzmanı                        Ecz. Cahide Merziye KARACA

Dr. Sıtkı KARACA