TEL : 0 222 230 84 74
GSM : 0 505 347 47 35
Mesnevi Hikayeleri İle İyileşme
ÖNCE KARŞIDAKİNİ DİNLE
Kuyumcu ve Terazisi
Duyurular
Cinsellik nedir?
DEPRESYON NEDİR?
ERKEKLERDE ERKEN BOŞALMA
NLP Nedir?
NLP'nin 6 Sütunu-ilkesi
KOÇLUK NEDİR?
YAŞAM KOÇLUĞU
KADINDA CİNSEL İLİŞKİ KORKUSU ve VAJİNUSMUS (VAJİNAL AĞRI)
Etkin İletişim Kurmak
Evlilik ve Eşler Arası İlişki
Yaşam Koçluğu
HAYAT BİR YAP-BOZ’A BENZER…
KARAKTERİMİZE TAKTIĞIMIZ MASKELER
Yaşam koçluğu nedir?
YAZILARIM
EVHAM HASTALIĞI ve BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ
Özgürlükleri kısıtlayan devlet demokrat olamaz
Dini takıntısı olanlar
ANKSİYETE (KAYGI) BOZUKLUĞU
OBEZİTE NEDİR?
OBSESİF-KOMPULSİF (EVHAM) HASTALIĞI
PANİK BOZUKLUĞU
PSİKİYATRİ'DE İLAÇ KULLANIMI
YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUKLAR, OTİZM.
TIRNAK YEME VE PARMAK EMME
Televizyon ve Çocuk
Ruhsal Hastalıklarda Tedavi
Ruh Sağlığı Nedir?
Psikotik Bozukluklar ve Şizofreni
PSİKOLOJİ NEDİR?
Ailede iletişim ve Anne-Baba Tutumu
ÖFKE VE ÖFKE KONTROLÜ-
OKUL KORKUSU
OBSESİF-KOMPULSİF (EVHAM) HASTALIĞI
MADDE BAĞIMLILIĞI
Logoterapi (Anlamkazanım tedavisi)
Konuşma bozuklukları:
KİŞİLİK BOZUKLUKLARI
KARDEŞ KISKANÇLIĞI
Geciken Özür
Evlilik ve Eşler Arası İlişki
ERKEN BOŞALMA
Dikkat Eksikliği-Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
DERS ÇALIŞMA VE BAŞARI YÖNTEMLERİ
DEPRESYON
DEMANS/BUNAMA NEDİR?
ÇOCUKLUK DÖNEMİ RUHSAL SORUNLAR
Çocuk ve cinsellik
BİPOLAR DUYGUDURUM BOZUKLUĞU
Anne-Baba Figürü Davranış ve Tutum
HİPERAKTİF ÇOCUK
Çocuğumuzda olumlu tutum elde etme
GÖREBİLMEK
Hastalar İçin Bilgiler
Aile İçi Şiddet
Boşanma ve Aile
Eşler Arasında Sorunlar
ANKSİYETE-KAYGI NEDENLERİ
ANKSİYETE (KAYGI) BOZUKLUĞU NEDİR?
Kategoriler

Psikotik Bozukluklar ve Şizofreni

Psikotik Bozukluklar ve Şizofreni

Uzm.Dr. Sıtkı KARACA

PSİKİYATRİST

 

nTanımı:Şizofreni, genç yaşta başlayan, insanın kişiler arası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak, kendine özgü bir içe-kapanım dünyasında yaşadığı; düşünüş, duyuş ve davranışlarda önemli bozukluklarla belirli bir psikozdur.

nPsikozla nevroz arasındaki en önemli fark; Nevrozda gerçeği değerlendirme yetisinin (reality testing) bozulmamasıdır. Hasta hastalığını bilir;kendi kafasındaki düşünceleri, korkuları saçma bulur. Neyin düşünce, istek, hayal, rüya  ve neyin eylem ya da dışarıda olan bir olay olduğunu ayırt eder.

 

Tarihçe

“Demence precoce” erken bunama deyimini ilk olarak Morel 1860'da kullandı. 1871'de Hecker “hebefreni”yi ve 1874'de Kahlbaum “katatoni”yi tanımladıktan sonra, 1896'da Kraepelin bu iki hastalık tipine paranoid ve basit tipleri ekleyerek, hepsini “dementia praecox” tanısı altında topladı. Bu deyime göre hastalıkta  1. erken başlama, 2.bunama olması gerekiyordu.

1911 yılında İsviçreli psikiyatrist Eugen Breuler, Kraepelin’den farklı olarak, şizofreninin mutlakabunama ile sonlanmadığını, bu hastalığın zihinsel bağlantılardaki bir bozukluk ve kişiliğin temel işlevlerinde bir parçalanmayla belirlendiği görüşünü savunmuştu. Hastalığa “schizophrenia”, yanizihin bölünmesi, yarılması adını önerdi.
Günümüzde şizofreni tek bir hastalık olarak görülmemektedir. Kanserde olduğu gibi, çok değişik etiyolojiler, klinik türler, gidiş ve sonlanış gösteren; değişik tedavi yolları olabilen bir bozukluklar kümesi olarak kabul edilmektedir.

Sıklık ve yaygınlık
Sıklık üzerine yapılan bir çok araştırma sonuçları binde 0.4 - 0.7 arasında değişmektedir. Hastalanma riski, 15-45 yaşları arasındaki nüfusta yaklaşık
% 1 dir.
Şizofreni her toplumda görülmektedir. Sosyo-ekonomik yönden düşük kesimlerde daha sık görüldüğüne dair bulgular vardır.
Kadın erkek arasında sıklık bakımından önemli fark görülmemektedir.

Başlangıç yaşı

Vakaların büyük çoğunluğu genç yaşlarda başlar ve 15-45 yaşları arasında görülür. Kadınlarda erkeklere göre 2 ile 3 yaş geç başladığı ileri sürülmektedir.

Etiyoloji
Şizofreninin nedeni henüz aydınlanmamıştır. Birçok türde şizofreni vardır; akut-kronik,iyi-kötü gidişli, pozitif-negatif belirtili, reaktif-süreç... Ayrıca birçok klinik tipleri vardır. Böyle bir hastalıkta, çok değişik oluş nedenlerinin bulunması doğaldır.

 

 

Etiyoloji üzerindeki görüşler “organik” ve “psikososyal” olmak üzere iki ana grupta toplanmıştır:

ORGANİK ARAŞTIRMALAR
Şizofreninin nedeni olarak kalıtım üzerine durulmuştur. Araştırmalara göre anne-babadan  biri hasta ise çocuklarda  hastalık riski yüksektir. Hem anne, hem baba  hasta ise bu  risk çok daha yüksektir. Yakın akrabalar arasındaki hastalanma riski normal nüfustaki riskten daha yüksektir. Akrabalık uzaklaştıkça bu oran düşmektedir.  Sonuç olarak, şizofrenide kalıtımın rolü kabul edilmekle birlikte, kalıtım-dışı etkenlerin de önemli olabileceği anlaşılmıştır. Bir risk faktörü olarak kalıtım yeri artık kesinleşmiştir. 

Günümüzde daha çok polijenik-multifaktoriel geçişi savunmaktadır. Buna göre, birçok gene bağlı olarak belli bir yatkınlığı olan kişilerde çevresel etkenlerle bu  yatkınlık hastalık biçimindebelirebilmektedir.

Beyinde yapısal bozukluklar:

Şizofreni etiyolojisinde beyinle ilgili yapısal bozuklukların varlığı ve bunların neler olduğu her zaman tartışılmıştır.

Son yıllarda şizofren hastalardaki serebral ventrikül genişlemeleri ve ventrikül/beyin oranı ile ilgili çalışmalarda, şizofren hastaların lateral ventriküllerin kontrol grubuna göre % 6-53 oranında daha geniş olduğu bildirilmiştir. 
Ventrikül genişlemesinin, hastalık öncesi uyum bozukluğu, nöroleptiklere iyi cevap vermeme, pozitif belirtilerin az, negatif belirtilerin çok olması, nöropsikolojik test anormalliklerin görülmesi ve kötü prognoz ile ilişkisinin olduğunu bildiren çalışmalar artmıştır.

Son yıllarda,araştırmalar limbik sistem, frontal korteks ve nigro-sitriatal sistem üzerine yoğunlaştırılmıştır.             Şizofrenide Pozitron Emisyon Tomografi (PET) çalışmalarında saptanan “Hipofrontalite”nin, negatif bulguları olanlarda görüldüğünü bildiren çalışmalar vardır.

Biyokimyasal Araştırmalar:
Dopamin varsayımı

Şizofrenide; mezolimbik, prefrontal ve striatal dopaminerjik sistemler söz konusu edilmektedir.

 

 

nBazı şizofrenlerde dopaminerjik nöronlarda göreceli bir etkinlik artması olduğu varsayılmaktadır. Bu artma sanrılar, varsanılar, dikkat bozukluğu ile bağlantılı olabilir.

 

 

 

 

nDA varsayımı: 1. Bazı hastalarda DA bozukluğu hiç olmayabilir. 2. DA artmasının en çok hastalığın erken ve akut dönemlerinde rol oynadığı düşünülebilir. 3. Negatif belirtiler dopaminerjik etkinlikte azalmayla ilgili olabilir.

Noradrenalin

Şizofrenide temel rol oynamaktan çok, dopaminerjik sistemdeki defektlerin yansımasıyla ilgili olduğu düşünülmektedir.

 

nKolesistokinin
Kolesistokinin'in striatal dopamin salınımını ve affinitesini arttırdığı, reseptör yoğunluğunu ise azalttığı gösterilmiştir.

Serotonin
Bugün, şizofreniden yalnızca dopaminin sorumlu olmadığı, özellikle negatif belirtilerde serotonin-dopamin dengesinin önemli olduğu söylenmektedir.

Monoaminoksidaz
Bu enzim; dopamin, noradrenalin, serotonin vb. maddelerin metabolize olmalarında rol oynar. MAO etkinliğindeki azalma, şizofreni gelişmesinde rolü olduğu söylenen bu maddeleri birikimine neden olabilir. 
Şizofreni'de viral ve oto-immün varsayımları destekleyecek veriler henüz saptanmamıştır.

Gelişimsel kusurlar (Bilgi işlem kuramı)

Şizofrenide temel olarak bilgi işlemdeki bir anormallik olduğu ileri sürülmüştür. Şizofren hastalarda uyarıların beyne ulaşmasında yeterli süzgecin ve girdi ayarlamasının olmadığı ve bu yüzden beyne çok fazla bilgi iletildiği, fakat hastanın bu bilgileri uyum amacıyla ayıklayamadığı ve birleştiremediği anlaşılmaktadır.

Psikoanalitik Açıdan Şizofreni
Freud, rüyaların ilkel(arkaik) ve simgesel içeriğiyle şizofrenik belirtiler arasındaki benzerliğe dikkat çekmiştir. Ona göre şizofreni, kişinin bu duruma yol açan psikodinamik süreçlerin bilincinde olamamasının yanı sıra, olayları bilinç dışına itmemesi sonucu paradoksal bir biçimde oluşmaktadır.

Bu karmaşa, duygusal çatışmalar sonucu bir grup düşüncenin bilinçten koparak bağımsız bir adabiçiminde etkinliklerini sürdürmelerini tanımlar. Jung rüyalarla şizofrenik belirtiler arasındaki ilişkiyi şöyle açıklamıştır: “Eğer rüya gören kişi yerinden kalkıp rüyalarının içeriğine göre davranabilseydi, şizofreninin klinik belirtilerini gözlemlemiş olurduk.”

Psikoanalitik kurama göre, şizofrenide libido gelişmesi narsistik düzeyde saplanır kalır. Yaşamın sonraki dönemlerinde, değişik streslerle ego bu ilkel düzeye geriler (regresyon) ve libido, nesnelerden geri çekilerek benliğin kendisine yatırılır (ikincil narsizim).

Aile-içi iletişim bozukluğu ve şizofrenik ailelerde “yarılma” olduğu ileri sürülmektedir. “İkili çıkmaz” (double bind) varsayımı tanımlanmış; çocuk, ailesi içinde uzun yıllar birbirine çelişkili mesajlar ile karşılaşmakta, hangisine göre davranacağını bilmemekte ve bir çıkmaza girmektedir. Giderek, bu iletilere aldırmamayı öğrenerek kendine özgü acayip bir anlayış ve iletişim biçimi oluşturmaktadır.

Antipsikiyatrist görüş
İngiliz psikiyatrist Laing şizofreniyi, toplumun mu ya da bireyin mi hasta olduğu açısından inceledi. Şizofreniyi şöyle tanımlamıştır; “Şizofrenik olarak adlandırılan yaşantı ve davranışlar, kişinin yaşanılmaz dünya içinde yaşayabilmek için yaratmak zorunda kaldığı özel bir strateji türüdür.”

HASTALIK ÖNCESİ KİŞİLİK VE BAŞLANGIÇ:

n          Şizofreni genellikle 15-40 yaşlar arasında başlar. Ortalama % 10'unda, ailede şizofreni öyküsü vardır. Tipik bir başlangıç biçimi yoktur. Belirtiler ani veya sinsi başlayabilir. Sinsi ve yavaş başlayışta, hasta yavaş yavaş kendi içine kapanır, çevreyle ilişkilerini sınırlar,evden çıkmama, arkadaşlarıyla ilişkilerinde kopmalar izlenir. Aşırı şekilde bedeniyle, organlarıyla uğraşmaya başlayabilir. Sık sık özdoyurum (mastürbasyon) yapma, obsesif, metafizik, dinsel uğraşlar, yorgunluk, halsizlik, ilgi azalması, zamanın akışına aldırmazlık gibi belirtilerle başlayabilir.

 

nHastalığın ortaya çıkışı ani olabilir. Hastalık, hezeyan vb. düşünce bozuklukları, algı ve uyku bozuklukları, taşkın ve saldırgan davranışlar, hatta bilinç bozukluğu vb. belirtilerle giden akut bir tablo ile karşımıza çıkar.

 

nHastaların hastalık öncesi kişilik; Bunlar, çocukluk dönemlerinden itibaren uslu, sessiz, fazla arkadaşı olmayan, daha çok dersleriyle ilgilenen, tek başına oynamayı tercih eden, insan ilişkilerinde çekingen ve soğuk kişilerdir. İlgi alanları canlı şeylerden çok cansız nesnelerle doludur. Çünkü cansız nesneler duygusal bir alışveriş gerektirmemektedir. Yaşıtlarıyla rekabete dayalı spor, yarışma vb. etkinliklerden kaçınırlar. Daha çok bilim kurgu, psikoloji, felsefe konularıyla ilgilenirler. Çevreye karşı güven duyguları azdır ve  bu güven duygusunu kolayca yitirirler.

KLiNiK BELiRTiLER VE BULGULAR

Şizofreninin klinik belirtilerini ilk kez Kreapelin, daha sonra Bleuler tanımlamıştır.

E.Bleuler şizofreninin temel klinik belirtilerini 4 ana başlık altında "4 A Belirtisi" olarak toplamıştır:

n            1. Assossiasyon (düşünce akışı) bozukluğu

n            2. Affekt (Duygulanım) bozukluğu

n            3. Autism (Içe kapanım)

n            4. Ambivalans

 

Bleuler'in ikincil belirtileri:

n             1. Düşünce içeriğinde sanrılar, kalıplaşmış, stereotipik düşünce ve uğraşlar.

n             2. Varsanılar (halüsinasyon), yanılsamalar (illüzyonlar).

n             3. Hareket bozuklukları; donakalım (Katatoni) belirtileri, katalepsi, balmumu esnekliği (flexibitas cerea), garip duruşlar, yüz oynatmalar (mannerizm), kalıplaşmış-yineleyici hareketler, telkine yatkınlık, karşıcılık (negativizm).

 

K.Schneider'in tanımladığı birincil sıra (first rank) belirtiler:

İşitme varsanıları, kendi düşüncelerinin yüksek sesle söylendiğini işitme, bedensel edilginlik olgusu (somatik pasivite, yani dış güçler tarafından bedenin etkilenmesi), düşünce çalınması, düşünce sokulması ve düşüncelerinin etki altına alınması, düşüncelerinin başkalarınca okunması ve çevreye yayılması, sanrısal algılama (yani sanrılara bağlı varsanılar ya da yanılsamalar), duygu, irade ve dürtülerinin dış güçlerce etkilenip denetlendiği duygusu.

Klinik belirtiler şu alana göre tanımlanacaktır:

n1. Genel görünüm ve dışa vuran davranış,

n2. Konuşma ve ilişki kurma,

n3. Duygulanım (affekt),

n4. Bilişsel (cognitive) yetiler,

n5. Düşünce,

n6. Hareket,

n7. Fizik ve fizyolojik belirtiler.

1. Genel görünüm ve dışa-vuran davranış:
Hastaların çoğunda vurdumduymazlık, ilgisizlik, donukluk ve çekingen görünüm vardır. Bakımsız, dağınık genel görünüm ve temizlenmeme belirtileri görülebilir. Çoğu hastada hareket bozuklukları dikkati çeker.

2. Konuşma ve ilişki kurma:
Şizofrenik bozukluğun türüne, şiddetine ve dönemine özgü değişiklikler olur. Konuşmada düzensizlik, dağınıklık, hızlanma, yavaşlama, fakirleşme, abuk sabukluk, kalıplaşmış tekrarlamalar (stereotipi), ekolali, çocuksuluk, çok konuşma, hiç konuşmama (mutizm) gibi değişik belirtiler olabilir.

3. Duygulanım (affect):
Hastada duygu azalmasından ve küntlüğünden söz edilir. Olaylara duygulanım tepkisi az ya da yoktur.Hastaların soğuk, ilişki kurulması güç olduğu görülür. Acayip yersiz anlamsız gibi görünen gülmeler, ağlamalar, taşkınlıklarla belirli uygunsuz duygulanım görülür. Bir çok hastada akut dönem sonrası depresyon görülür.

4. Bilişsel (cognitive) Yetiler:
Bilinç açık, bellek ve yönelim genellikle yerindedir. 
Algı Bozuklukları:
Varsanı (halusinasyon) ortada bir uyaran yok iken bir algının olmasıdır; sesler işitmek, hayaller görmek gibi. Şizofrenide olumsuz sözler, küfürler, yönlendirici komutlar, yaptığı eylemleri tanımlayıcı seslerdir tarzında işitme varsanı olur. Şizofren hastalar seslerle, görüntülerle ilgilenir ve onlara yanıt vererek kendi kendine konuşuyor gibi görünebilir.

Yanılsamalarda (illüzyon) ise dıştan gelen bir uyaran yanlış algılanır. Şizofreniklerde yanılsamalar sıktır ve genellikle acayip niteliktedir. Hasta yakınlarını garip bir hayvan, değişik bir kişi gibi algılayabilir.

Gerçeği Değerlendirme Yetisi:
Bireyin kendi zihninde olup bitenlerle dış dünyadaki olup bitenleri ayırt edebilme yetisidir. Şizofreniklerde sıklıkla, zihindeki istekler, korkular, eğilimler somut bir nitelik ve gerçeklik kazanabilir. "Sen eşcinselsin" gibi sesleri benliğinin dışından geldiğini ve bir gerçek olarak değerlendirir, ve "beni eşcinsel sanıyorlar" gibi hezeyanlara dönüşebilir. Gerçeği değerlendirme yetisinin böyle bozulması psikoz tanısı için önemli bir belirtidir.

5.Düşünce:

na.Düşüncenin ve akımında (çağrışım, association) bozukluk: 
Düşünceyi oluşturan sözcükler, semboller arasındaki mantıksal zincir kopar, ya da bozulur.

nb. Düşünce içeriği:Hastada hipokondriak, mistik, metafizik uğraşlar, obsesyonlar sık görülür. En önemli düşünce bozuklukları sanrılardır (hezeyan, delusion). Sanrı, belirli bir çağ ve toplum içinde gerçeğe uymayan ve mantıklı tartışma ile değiştirilemeyen düşünce demektir. Şizofrenide sanrılar genellikle düzensiz, dağınık, tutarsız ve acayiptir.

Sanrılar konularına göre şu gruplara ayrılabilir:

 

nErotomanik sanrılar:

nBüyüklük sanrıları:

nPerseküsyon hezeyanları:

nKüçüklük sanrıları-nihilistik sanrılar:

nSomatik sanrılar:

nBeden görünümüne ilişkin sanrılar:

nAlınma (Referans )sanrıları:

nEtkilenme ve etkileme sanrıları:

nDüşünce sokulması:

nDüşüncelerinin okunması:

nDüşüncenin yayınlanması:

nDüşünce çalınması:

6. Hareket

nGenel davranış ve harekette en sık ve önemli belirti ağır ilgisizlik, eylem azlığı ve sosyal çekilmedir.

nAmbivalans: Kişide birbirine karşıt duygu, düşünce ve eğilimlerin aynı zamanda birlikte bulunmasıdır. Şizofreniklerde belirgindir. Hasta annesine bir an sarılabilir ve bir anda ona vurabilir.

nOtizm (içe-kapanım): Hastanın kendine özgü bir iç-dünya yaratarak içe kapanma durumu olarak bilinir.

7. Fizik ve Fizyolojik belirtiler:
Fizik muayene bulguları normaldir. Bazı hastalarda aşırı yeme, kilo alma, bazılarında yememe ve zayıflama olabilir. Şizofreniklerde uyku ve uyku-uyanıklık düzeni çok bozulabilir. Hasta ilaç tedavisinde ise, ilaçların yan etkilerine bağlı olarak, şişmanlama, hareketlerde yavaşlılık, uykululuk, hipotansiyon ve ekstrapiramidal belirtiler sık görülür.

 

 

ŞİZOFRENİ ALTTİPLERİ 

nParanoid Tip:

nDezorganize ( Hebefrenik ) Tip:

nKatatonik Tip

nAyrışmamış Tip: 

nRezidüel Tip:

nPost-şizofrenik Depresyon:

nBasit Şizofreni: 

nŞizo-affektif  Bozukluk:

nOneiroid Şizofreni:

nŞizotipal bozukluk

Paranoid Tip:
Bu tipte düşünce içeriğinde bozukluk baskındır. Başlangıç, diğer tiplere göre daha geç yaşta ve yavaş gelişir. Bu hastalarda kötülük görme (perseküsyon) hezeyanları (bana homoseksüel diyorlar, beni zehirleyecekler gibi), etkilenme (referans) fikirleri, kuşkuculuk en sık görülen düşünce bozukluklarıdır. Hasta, hezeyanları yüzünden kendisini savunma davranışı sergiler ve öfkeli, sert, kavgacı olabilir.

Dezorganize ( Hebefrenik ) Tip:
Ana özelliği enkoherans, belirgin çağrışım bozukluğu ya da aşırı dağınık davranış ve düz  veya aşırı uygunsuz affektir. Soyunmalar, garip çılgınca davranışlar, ekolali (söylenenleri tekrarlama), ekopraksi (hareketleri tekrarlama) gibi belirtiler görülür.

Katatonik Tip
Bu tipte ana özellik hareket bozukluklarının baskın olmasıdır. Katatoni kişinin belli bir durumda değişmeden kalması demektir. Ilişki kurma girişimlerine tepkisiz kalır. Yemez, içmez, uyumaz, konuşmaz ve yapılan öğütlere uymaz (negativizm). Bazen birden atak ve aşırı hareketli bir durumu olabilir (katatonik eksitasyon). Hastada telkine yatkınlık görülebilir; istediğiniz postürü verebilirsiniz (balmumu esnekliği-fleksibilitas cerea).      Hastalık 15-25 yaşlarında ve ani başlar.

 

nAyrışmamış Tip:

Şizofreni tanısını koyduracak belirtilerin olduğu, ancak belirtiler ayrışmamıştır.

 

nRezidüel Tip:

Bir ya da bir kaç şizofrenik epizoddan sonra daha çok negatif belirtilerin baskın olduğu     kronik şizofrenik bozukluktur. Duygu küntlüğü, toplumsal geri çekilme, düşüncede somutlaşma ve fakirleşme, kendine iyi bakamama vardır. Hezeyan ve halüsinasyon varsa bile tabloya hakim değildir.

 

nPost-şizofrenik Depresyon:

Şizofrenik bir epizodun arkasından hasta çökkünlüğe girebilir. Hastada karamsarlık, kendini suçlama, sabah uykusuzluğu ve bunaltısı varsa post-şizofrenik depresyon tanısı konabilir.

Basit Şizofreni:
Sinsi ve yavaş başlayan, ilerleyici olan ve daha çok negatif belirtilerin egemen olduğu şizofreni türüdür. Genç yaşta başlayan ilgisizlik, isteksizlik, aldırmazlık, duygulanımda küntlük, düşüncede fakirleşme, sosyal çekilme ile belirlidir. Işlevsellikte ve başarı düzeylerinde belirgin bir düşüş  izlenir. Genellikle geceleri uyanık kalıp, gündüzü uyuyarak geçirir. Erken dönemde birçok bedensel yakınma olur. Amaçsız, aylak dolaşmaları, toplum-dışı eylemleri olabilir. Halüsinasyon, hezeyan ve davranış bozuklukları görülmez. Başlangıçtan itibaren kronik, renksiz, negatif belirtiler bulunur.

Şizo-affektif  Bozukluk:
Belirgin duygulanım bozukluğu ile birlikte şizofreni bulguları vardır. Şizo-depresif ve şizo-manik  tip olarak ikiye ayrılır.

 

 

nOneiroid Şizofreni:

Zaman ve yer oryantasyonu bozuk olabilir. Hasta kendisini düşteymiş gibi hisseder, derin bir şaşkınlık hali izlenir.

 

nŞizotipal bozukluk

Davranışlarda bir başkalık, eksantriklik, acaiplik, kişilerarası ilişkilerde yüzeysellik, çekingenlik, duygulanımda soğukluk ve iticilik, ilgilerde kısıtlılık, alınganlık, cinsel, saldırgan dürtülerle, sakat kalma ile ilgili düşünce saplantıları, zaman zaman sanrı taslakları, illüzyon ve halüsinasyonlarla belirli yarı psikoz durumların ortaya çıkması.

 

nAYIRICI TANI:

 

n1. Organik Psikozlar:

n2. Şizofreniye Benzer Psikozlar:

n3. Paranoid bozukluklar:

n4. Duygulanım bozuklukları; Şizofreninin başlangıcında mani

n5. Psikonevrozlar;

GİDİŞ VE SONLANIŞ
Şizofreni değişik gidiş ve sonlanış özellikleri gösteren kronik bir bozukluktur. Sinsi ve yavaş başlayıp yıllarca böyle sürüp giderken hastalık nöbetleri ortaya çıkabilir. Bu  nöbetler kendiliğinden ya da tedaviyle yatışır. Hastalık daha çok negatif belirtilerin baskın olduğu rezidüel şizofreniye dönüşebilir. Kimilerinde delikanlılık veya gençlik çağında oldukça kısa sürede çok renkli pozitif belirtilerle ağır psikotik epizod ortaya çıkar ve bu haftalarca, aylarca sürebilir. Bu epizod düzeldikten sonra uzun süre iyi uyum dönemi olabilir ya da giderek negatif belirtilerin hakim olduğu kronik rezidüel şizofreniye dönüşebilir.

Bazı hastalarda da iyileşmeler ve ataklarla hastalık yıllarca sürebilir. Bazı hastalar ise az çok, hatta tamamiyle iyileşebilirler. Hastaneye yatarak tedavi görmüş olsalar bile, yaklaşık % 35-40'ı ilk yıl içinde ikinci bir nöbet geçirirler. Nöbet sayısı arttıkça kronikleşme olasılığı artar. İzleme çalışmaları şizofreniklerin en az % 30-40'ının orta ve iyi derecede düzeldiklerini, aile, iş ve sosyal  uyum yapabildiklerini göstermektedir.

 

Prognoz üzerinde etkili faktörler:

n1. Başlangıç birden olursa ve stres faktörü var ise gidiş daha iyidir.

n2. Aile ortamının bozuk oluşu, aile ve toplum içinde denge bozukluğu belirtilerinin ve duygu dışavurumunun yüksek oluşu (high expressed emotion) gidişe olumsuz etki yapabilir.

n3.Hastaneye yatma sayısının çok ve sürelerinin uzun olduğu, iyileşme durumlarının kısa olduğu durumlarda gidiş kötüdür.

n4.Negatif belirtilerin baskın olduğu hastalarda gidiş daha kötü olmaktadır.

n5.Ailede kalıtımsal yüklülük varsa gidiş daha kötü olmaktadır.

n6.Hastalık öncesinde iyi uyum yapmış olanlarda  gidiş ve sonlanış daha iyidir.

n7.Sağaltıma düzenli devam eden, aileleri yakın işbirliği kuran ve sürdüren hastalarda gidiş daha olumlu görünmektedir.

 

 

Toplumda, ailede ve hastanın kendisinde beklentiler düzeyi yüksek olduğu oranda gidiş kötüleşmektedir. Yüksek duygu dışavurumu gösteren ailelerde; gelişmiş toplum kesimlerindeki  aile ve hastalarda beklenti düzeylerinin yüksek olduğu kabul edilebilir. Örneğin üst sosyo-kültürel ailelerde yetişmiş, yüksek eğitim görmüş olanlarda, toplumun, ailenin ve hastanın kendisinin uyum ve başarı beklentisi yüksek olmaktadır. Buna karşılık hastalık derin uyum bozukluğuna yol açacak niteliktedir. Beklenti düzeyi düşürülmedikçe hasta ve ailesi büyük stres altında kalmaya devam edecektir. Bu da gidişi olumsuz etkileyebilmektedir.

 

Hastalığın gidişi sonlanışı

nŞizofreni her hasta için yaşam koşullarına bağlı olarak değişik gidişat gösterir.

nHastalık ilerleyici olur, duraklar, iyileşme (remisyon) ve alevlenmeler (egzaserbasyon) gösterir.

nDış olaylara bağlı alevlenmeler çabuk düzelir.

nDüzelme ve alevlenmeler görülen kişilerde hastalık süreğenleşir.

nİyileşmiş bir hastada bile reziduel semptomlar görülür.

 

İLAÇ TEDAVİSİ

nNöroleptiklerin postsinaptik dopamin reseptörlerini bloke ettiği ve aynı zamanda  presinaptik nöronlarınn etkinliğinin artmasına yol açtığı görüşü yaygındır. Antipsikotik etkinin daha çok D²reseptörlerinin bloke edilmesine, yan etkilerin ise muskarinik, Hı ve & , reseptörlerinin blokajına bağlı olduğu kabul edilmektedir.

 

 

Şizofrenide  kullanılan ilaçlar

A- Tipik antipsikotikler:

FENOTİYAZİNLER

nKlorpromazin ( Largactil)

nTiyoridazin (Melleril)

nTrifluoperazin (Telazin, Stilizan)

nFlufenazin (Moditen ) Depo iğne olarak flufenazin dekonoat (Prolixin dekonoat Amp)

BUTİROFENON GRUBU

nHaloperidal (NORODOL)

nPimozid (Nörofren ,Orap )

DİFENİLBUTİLPİPERİDİN

n   Klozopin  (Leponex) Agranülositoz riski yüksek (%2-4) olduğundan hekim kontrolünde kullanılmalıdır.

n DİBENZODİAZEPİN GRUBU

 

B- Atipik antipsikotikler:

n   Amisülpirid (Solian)

n   Olanzapin (Zyprexa)

n   Ketiapin (seroquel)

n   Risperidon (risperdal) Depo iğne olarak risperdal consta

 

n Ekstrapramidal yan etkilere karşı Biperiden (Akineton) 2 mg’lık tb ve 5 mg’lık amp kullanılır.

n   EKT: Dirençli, ajite veya katatonik hastalarda semptomatik yatıştırma amacı ile uygulanabilir.