TEL : 0 222 230 84 74
GSM : 0 505 347 47 35
Mesnevi Hikayeleri İle İyileşme
ÖNCE KARŞIDAKİNİ DİNLE
Kuyumcu ve Terazisi
Duyurular
Cinsellik nedir?
DEPRESYON NEDİR?
ERKEKLERDE ERKEN BOŞALMA
NLP Nedir?
NLP'nin 6 Sütunu-ilkesi
KOÇLUK NEDİR?
YAŞAM KOÇLUĞU
KADINDA CİNSEL İLİŞKİ KORKUSU ve VAJİNUSMUS (VAJİNAL AĞRI)
Etkin İletişim Kurmak
Evlilik ve Eşler Arası İlişki
Yaşam Koçluğu
HAYAT BİR YAP-BOZ’A BENZER…
KARAKTERİMİZE TAKTIĞIMIZ MASKELER
Yaşam koçluğu nedir?
YAZILARIM
EVHAM HASTALIĞI ve BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ
Özgürlükleri kısıtlayan devlet demokrat olamaz
Dini takıntısı olanlar
ANKSİYETE (KAYGI) BOZUKLUĞU
OBEZİTE NEDİR?
OBSESİF-KOMPULSİF (EVHAM) HASTALIĞI
PANİK BOZUKLUĞU
PSİKİYATRİ'DE İLAÇ KULLANIMI
YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUKLAR, OTİZM.
TIRNAK YEME VE PARMAK EMME
Televizyon ve Çocuk
Ruhsal Hastalıklarda Tedavi
Ruh Sağlığı Nedir?
Psikotik Bozukluklar ve Şizofreni
PSİKOLOJİ NEDİR?
Ailede iletişim ve Anne-Baba Tutumu
ÖFKE VE ÖFKE KONTROLÜ-
OKUL KORKUSU
OBSESİF-KOMPULSİF (EVHAM) HASTALIĞI
MADDE BAĞIMLILIĞI
Logoterapi (Anlamkazanım tedavisi)
Konuşma bozuklukları:
KİŞİLİK BOZUKLUKLARI
KARDEŞ KISKANÇLIĞI
Geciken Özür
Evlilik ve Eşler Arası İlişki
ERKEN BOŞALMA
Dikkat Eksikliği-Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
DERS ÇALIŞMA VE BAŞARI YÖNTEMLERİ
DEPRESYON
DEMANS/BUNAMA NEDİR?
ÇOCUKLUK DÖNEMİ RUHSAL SORUNLAR
Çocuk ve cinsellik
BİPOLAR DUYGUDURUM BOZUKLUĞU
Anne-Baba Figürü Davranış ve Tutum
HİPERAKTİF ÇOCUK
Çocuğumuzda olumlu tutum elde etme
GÖREBİLMEK
Hastalar İçin Bilgiler
Aile İçi Şiddet
Boşanma ve Aile
Eşler Arasında Sorunlar
ANKSİYETE-KAYGI NEDENLERİ
ANKSİYETE (KAYGI) BOZUKLUĞU NEDİR?
Kategoriler

KARDEŞ KISKANÇLIĞI

KARDEŞ KISKANÇLIĞI 

DR. SITKI KARACA

Sahip olduğumuz şeyleri paylaşmanın zorluğuna rağmen kardeş sahi­bi olmak çok güzel bir duygu ve zevkli bir şeydir. Anne ve babaların en çok şikâyet ettikleri konu belki de kardeşler arasındaki kıskançlık sorunudur.

Kardeş kavgalarından ve onların sonuçlarından yakınmak ai­leler için adeta alışılmıştır. Aralarındaki çekişmeyi sonlandıramamaktan ve her ikisine de yaranamamaktan yakınırlar. Çünkü kardeş kavga­sını yatıştırmak için aralarına girip, haklı haksız ayırmaya çalışı­lır, haksıza ceza verilir. Oysa genellikle kardeş kavgalarında hak­lı haksız olmaz. Birinde biri haklı ise, öbüründe diğeri haklıdır. Ama siz araya girdiğinizde taraf tutmak zorunda kalır ve her iki­sini de memnun edemezsiniz. Sonunda biri sizi, diğerini daha çok sevmekle suçlayacaktır. Yapılması gereken birbirlerine zarar vermelerini engelleyip olayı hiç tartışmadan onları bir süre ayrı tutmaktır. Onların diğerine ilişkin şikâyetlerini dinlemeyip, kav­ga istemediğinizi ve birlikte olmayı başarana kadar ayrı durma­ları gerektiğini, sorunu sonra kendilerinin halletmelerini söyle­yip tarafsız kalmayı başarmaktır.

Kardeşler arasında rekabet doğal ve normal gelişimin bir parçası olarak kabul edilmelidir. Ancak rekabetin bir düşmanlık haline gelmesi ve her alanda kendini göstermesi doğal karşılanamaz. Çocuklar arası rekabet ve çekişmenin nedenleri arasında anne babanın gözüne girebilme, evde bir yer edinebilme, bireyselliğini kabullendirme, önemsenmek ve değer verilmek isteme sayılabilir.

İnsanın doğasında var olan kıskanma duygusu kendisine olan ilgiyi azaltıcı olarak değerlendireceği kardeş ya da bir kuzen doğumu ile su yüzüne çıkar. Burada ailenin yoğun ilgisinin aniden başka bir çocuğa yönelmesinin katkısı önemlidir. Anne babalar için en büyük kırıklıklarından biri yıllarca "kar­deş istiyorum" diyerek anne babasını bıktıran çocuğun, kardeş geldiği anda "bunu he­men geri götürün" şeklinde tepki vermeleri ve kardeşlerini kıskanmalarıdır. Çaresiz kalan aileler "ama biz o istedi diye ni­yetlendik" diyerek bunu dile getirirler. Kardeş isteyenin bir çocuk olduğu ve çocukların istedikleri şeylere ka­vuştuktan sonra çok çabuk bu isteklerinden vazgeçebildiklerini anne-babalar göz önünde bulundurarak çocuk sahibi olmayı düşünmelidir. Bu çocuğunuzun düşüncesi ve isteğine göre çocuk sahibi olmalısınız anlamında değil, çocuğunuz istiyor diyerek çocuk sahibi olunmamalıdır anlamındadır. Anne ba­ba her anlamda kendini ikinci ya da üçüncü bir çocuk için hazır hissettik­lerinde çocuk sahibi olma kararını almalıdır. İlk çocuk yalnız kalmasın diye dünyaya getirilecek bir çocuk, eğer anne baba çok kararlı ve hazır da değilse aile için sıkıntı kaynağı olacaktır.

Henüz kendisi de küçük bir çocuk olan büyüğüne abla ya da ağabey muamelesi yapmamak gerekir. Genellikle yeni bebek doğunca büyükten ağabey ya da ab­la olması beklenir. Oysa onun böyle bir isteği yoktur ve sizden bunu istememiştir. Öyleyse olgun davranmak, bebeğin bakımın­da size yardımcı olmak, kardeşini korumak, kollamak zorunda değildir. Bunları zorunlu olduğu ya da siz istediğiniz için yap­maz, kendi istediği için yapar. Siz böyle bir sorumluluk yükle­dikçe ve beklentiye girdikçe onun sevilmediğine, ikinci plana itildiğine inancı artacak ve yeni kardeşe öfkelenecektir. Tüm bunlar göz önüne alındığında ikinci çocuk yapmanın zamanı kendinizi her anlamda hazır hissettiğiniz zamandır.

Genellikle çocuklar gelecek olan kardeşin onlarla oyun oyna­yacağını, birlikte bir şeyler yapabileceklerini düşünür. Oysa ge­len kardeş bir bebektir ve onunla hemen oyunları paylaşmasına olanak yoktur. Oysa anne babasını paylaşmaya başlamıştır. Hat­ta özellikle annesinin ona ayırabildiği çok zaman kalmamıştır. Yeni bebek acıkmakta, altının temizlenmesi gerekmekte ve de­vamlı ilgiyi toplamaktadır. Hele küçük çocuksa, döneme özgü olarak her şeyin onun için olduğunu düşünüyorsa kesin kararı­nı verir. Anne ve babası onu sevmiyordur. Seviyor olsalar yeni bir bebek istemezlerdi. Çevreden de birileri "senin pabuçların dama atıldı" dediklerinde sorun çocuk için artık büyüktür. Bu bebek bu evden gitmelidir.

Yeni bir kardeşin gelmesi her şeyden önce eve yeni bir birey gelmesi demektir. Bu yeni birey evdeki dengeleri değiştirecek ve daha önemlisi çocuk tarafından rakip olarak algılanacak­tır. Devamlı bakıma muhtaç, annenin tüm zamanını alan, bütün aile bireylerinin ilgisini çeken küçük yavrunun rakip alarak algılanması doğal karşılanmalıdır. Bu rakip anne ve babayı çocuktan uzaklaştıran istenmeyen biridir. Sadece ev içindeki bireylerin değil misafirlerin dahi odak noktası olmuş­tur, ona hediyeler gelmekte, gelişiminin her aşamasındaki değişiklikler ve yeni kazandığı beceriler nedeniyle devamlı ondan söz edilmekte olacaktır.

Kardeşler arasında doğal gelişen bu durum anne ve babaların hatalı tutumları ile bir sorun halini alabilir. Genellikle ilk hata çocuğun ona bir kardeş geleceğine hazırlanmaması ile başlar. Hiç bir şeyden haberi olmayan çocuk bir gün biri ile karşılaşmakta ve kendisine kardeşi olduğu söylenmektedir. Oysa çocuğa daha gebelik sırasında kardeşinin olacağı bilgisi verilmeli ve çocuk bu duruma hazırlanmalıdır.

Yeni bebeğin dünyaya gelmesinin telaşı ve sevincini fazlasıyla yaşayan aile bireyleri bir an başka bir çocukları olduğunu unutabilirler. Ancak çocuk ne olup bittiğini dikkatlice izlemek ister. Özellikle ailenin ilk çocuğu ise kendisine olan ilginin biraz azaldığının farkındadır. Kendisinin de varolduğunu ispatlama çabası ile yaptığı birkaç farklı davranış biçimi anne baba tarafından tepkiyle karşılanır. Ailenin bu tutumu çocuğun "Beni artık sevmiyorlar" düşüncesini destekler.

Bazı anne babalar çocuklarına devamlı "Biz seni ondan daha fazla seviyoruz" gibi sözler söylerler. Ancak çocuğun istediği daha fazla sevilmek değil sadece sevilmektir. Eğer yeni gelen kardeşe anne babanın ilgi ve sevgisi daha fazla ise bu sözlerin çocuk için bir kıymeti yoktur. Önemli olan kendisinin eskisi kadar çok sevildiğini ve değerinden hiç bir şey kaybetmediğini çocuğa hissettirmektir.

Bazı çocuklar kardeşi doğduktan sonra ona yoğun ilgi ve alaka gösterir, her ihtiyacını karşılamak ister ve bebeğin bakımında anneye yardımcı olmak için çabalarlar. Bunlar genellikle kıskançlığını dışa vuramayan çocuklardır. Gösterdikleri sevgi ve ilgi çok abartılı ve sahtedir. Aslında kıskançlık duygusunu dışa vurmadaki zorlukları nedeni ile böyle davranmaktadırlar. Kardeşlerini kıskandıklarını belli ederlerse annelerinin tamamen kendilerinden uzaklaşacağı gibi bir duyguya kapılır ve hissettik­lerini dışa vuramazlar. Doğan kardeşini kıskanan bir çocuk eğer anne babanın dengeli ve olumlu tutumu devam ederse kısa süre içinde yeni duruma uyum sağlar. Bu uyumu sağlamada anne babaya büyük görev düşmektedir. Kıskançlığı pekiştirecek her türlü tutumdan kaçınılmalıdır. Yeni bebeğe çocuğun yanında çok fazla sevgi gös­terisinde bulunma, devamlı ondan ve onun şirinliğinden bah­setme gibi davranışlardan uzak durulmalıdır. Çocuk anne babanın kendisine olan ilgi ve sevgisinin azalmadığını hissetmelidir. Bunu hissettirmek de anne babanın elindedir.

Genellikle anne babalar kardeşler arası çekişme, didişme ve rekabet havasından büyük endişe ve üzüntü duyarlar. Onların idealinde birbirleri ile çok iyi geçinen ve hiç kavga gürültü çıkarmayan uyumlu çocuklar vardır. Kardeşler arası çekişme bütün ailenin huzurunu bozacak dere­cede büyük olabilir. Anne baba, kardeşler arası rekabetin nor­mal ve hoş karşılanacak sınırlarda olup olmadığını gözlemeli, bu sınırlar aşılmadıkça müdahale etmemelidir. Birbirlerine zarar vermeyecek derecede ufak didişmelere karışmamalı ancak zarar vermeye başladıklarında birbirlerinden ayırmalıdır. Yani her anlaşmazlık ve didişmede arabulucu rolünü üstlenmemelidirler. Sorunun büyüdüğü düşünüldüğünde müdahale edilmeli eğer çözüm bulunamıyorsa işin uzmanından yardım istenilmelidir. Özellikle küçük çocuk ağlayarak, annenin duy­gusallığını kullanmaya çalışır. O zaman büyük çocuğa sen ağabeysin, sen ablasın diye haksızca yüklenilmesi hatalı bir tutum olur. Küçük çocuğun anne ve babası tarafından devamlı desteklendiği ve kayırıldığını düşünen ağabey ya da ablanın anne babaya karşı olumsuz tutum sergilemesi doğaldır.

Çocuklar birbirleri ile yaşadıkları zorlukları hemen aile birey­lerine aktararak yardım isterler. O zaman anne babanın taraf olması beklenir. Çocuk kendisinin haklı olduğu ve desteklen­mesi gerektiğini düşünür. Oysa anne babalar çok ender durum­lar hariç taraf olmamalıdır. Taraf olmak onların bizi içine almak istedikleri oyuna gelmek demektir. Rekabeti ve yarışı alevlendirecek olan kardeşlerin birbirleri ile sık sık kıyaslan­ması ya da birinin diğerinin önüne çıkarılması gibi tutumlardan uzak durulmalıdır. Çocukların yalnız iken daha sakin ve rahat olmalarına karşı anne babalarının yanında didişmeleri ve kavga etmeleri, rekabetin nedenini ve çocukların olaya müdahale bek­lentisini açıklamada yeterlidir.

Çok çocuklu ailelerde kardeşler arası rekabet yoğun yaşandığı zaman anne baba için dayanılmaz bir hal alabilir. Burada önem­le üzerinde durulması gereken her çocuğun aile içinde kendi özel yerini farkında olmasını sağlamaktır. Çocuklar arasında ayırım yapılmamasına özen göstererek her birinin ayrı birey olduğu bil­inciyle davranılmalıdır. Bireysel farklılıkları gözardı eden "benim çocuklarım" yaklaşımı kardeşler arasındaki rekabeti körükleyecek ve onların aile içindeki yerleri konusundaki endişelerini artıracaktır.

 

İkiz çocuklarda her kardeş arasında görülen rekabete ek olarak ailenin ve çevrenin birbirlerine benzemeleri konusundaki ağır baskı devreye girer. Fizik görünümleri ile birbirlerine benzeseler dahi bu çocuklar iki farklı bireydir. Bu farklılığın ilk önce anne babalar tarafından kabul edilmesi gerekir. Aynı kıyafeti giydirme, aynı oyuncakları alma, aynı yatakta yatırma gibi tutumlar çocukların bireyselleşmesinin önünde büyük engel teşkil eder. Her çocuğun bireyselleşmesine ve ayrı kişiliğinin gelişmesine fırsat tanınmalıdır.