TEL : 0 222 230 84 74
GSM : 0 505 347 47 35
Mesnevi Hikayeleri İle İyileşme
ÖNCE KARŞIDAKİNİ DİNLE
Kuyumcu ve Terazisi
Duyurular
Cinsellik nedir?
DEPRESYON NEDİR?
ERKEKLERDE ERKEN BOŞALMA
NLP Nedir?
NLP'nin 6 Sütunu-ilkesi
KOÇLUK NEDİR?
YAŞAM KOÇLUĞU
KADINDA CİNSEL İLİŞKİ KORKUSU ve VAJİNUSMUS (VAJİNAL AĞRI)
Etkin İletişim Kurmak
Evlilik ve Eşler Arası İlişki
Yaşam Koçluğu
HAYAT BİR YAP-BOZ’A BENZER…
KARAKTERİMİZE TAKTIĞIMIZ MASKELER
Yaşam koçluğu nedir?
YAZILARIM
EVHAM HASTALIĞI ve BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ
Özgürlükleri kısıtlayan devlet demokrat olamaz
Dini takıntısı olanlar
ANKSİYETE (KAYGI) BOZUKLUĞU
OBEZİTE NEDİR?
OBSESİF-KOMPULSİF (EVHAM) HASTALIĞI
PANİK BOZUKLUĞU
PSİKİYATRİ'DE İLAÇ KULLANIMI
YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUKLAR, OTİZM.
TIRNAK YEME VE PARMAK EMME
Televizyon ve Çocuk
Ruhsal Hastalıklarda Tedavi
Ruh Sağlığı Nedir?
Psikotik Bozukluklar ve Şizofreni
PSİKOLOJİ NEDİR?
Ailede iletişim ve Anne-Baba Tutumu
ÖFKE VE ÖFKE KONTROLÜ-
OKUL KORKUSU
OBSESİF-KOMPULSİF (EVHAM) HASTALIĞI
MADDE BAĞIMLILIĞI
Logoterapi (Anlamkazanım tedavisi)
Konuşma bozuklukları:
KİŞİLİK BOZUKLUKLARI
KARDEŞ KISKANÇLIĞI
Geciken Özür
Evlilik ve Eşler Arası İlişki
ERKEN BOŞALMA
Dikkat Eksikliği-Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
DERS ÇALIŞMA VE BAŞARI YÖNTEMLERİ
DEPRESYON
DEMANS/BUNAMA NEDİR?
ÇOCUKLUK DÖNEMİ RUHSAL SORUNLAR
Çocuk ve cinsellik
BİPOLAR DUYGUDURUM BOZUKLUĞU
Anne-Baba Figürü Davranış ve Tutum
HİPERAKTİF ÇOCUK
Çocuğumuzda olumlu tutum elde etme
GÖREBİLMEK
Hastalar İçin Bilgiler
Aile İçi Şiddet
Boşanma ve Aile
Eşler Arasında Sorunlar
ANKSİYETE-KAYGI NEDENLERİ
ANKSİYETE (KAYGI) BOZUKLUĞU NEDİR?
Kategoriler

Evlilik ve Eşler Arası İlişki

Evlilik ve Eşler Arası İlişki

Önemli olan birlikteliktir  

Ruh sağlığının sürdürülmesi için insanların yaşam boyu başkalarıyla ve toplumla sağlıklı iletişim kurması gereklidir. Bu iletişimin en yoğun yaşandığı ortam evliliktir.  İletişimin en özellikli yaşantısı ise eşler arasında ortaya çıkar.

Evlilik ilişkilerinin daha sağlıklı yürütülmesini sağlayacak temel yaklaşımlar:

1. Birbirinizle iki yetişkin ve eşit insan olarak konuşun.

2. Kendinizi açıkça ifade etmeyi başarın. Kendi duygularınızı, isteklerinizi ve beklentilerinizi doğrudan, nazik bir ifade ile anlatabilirsiniz. Nelerden hoşlanıp hoşlanmadığınızı açıkça söylemek, eşinizin de aynı şekilde konuşmasını yüreklendirecektir. Eşiniz kırgınlığını ifade ettiğinde sizin aşırı tepki göstermeniz, bir daha ki sefere kırgınlığını belirtmesini engeller. Eşlerden her birinin kendini açıkça ifade etme hakkı vardır. Kişi kendi duygularına saygı beklediği kadar, karşısındakinin duygularına da saygı göstermelidir. Bu kızgınlık, kırgınlık duyguları yokmuş gibi davranılır ya da uygun bir şekilde ifade edilmezse içte birikebilir ve daha sonra ani patlama tarzı tepkilere yol açabilir.

3. Kişilerin farklı istek ve beğenileri olur. Bu isteklerimizi karşılıklı anlayışla yapmalıyız. Her zaman her iki isteğin ortası yapılmaz, bazen birinin bazen diğerinin isteği yerine getirilir. Beğenilerimizde haklılık yok, tercih var olduğunu unutmamalıyız.

4. İnsanlarda beğenmediğimiz ve çok takdir ettiğimiz yönler vardır. Eşinize beğendiğiniz özelliklerini söyleyin. Bunun ilişkilerinizin daha sağlıklı olmasında etkisi olacaktır.

Kadın için önemli olan… içini dökmek iken erkek için önemli olan… sonuç almaktır. 

Kadın Destek İster

“Sev, değer ver, paylaş” desteği kadına yetecektir. 

•Kadınların erkekler konusunda en çok dile getirdikleri yakınma, erkeklerin onları dinlemediği ve anlamadığı hususudur. Kadının ilişkideki önceliği, paylaşmak ve yakınlık hissetmektir.

•Erkeğin, kadının duygularını önemsediğini hissettirmesi için kadını dinlemesi gerekir. Çözüm önermeye hiç gerek yoktur. Erkeklerin yaptıkları en büyük hata, sorunu konuşurken hemen çözmek zorundaymış gibi davranmalarıdır.

•Kadının psikolojik ihtiyacı çözüm değil, dinlenilmektir. Kadın için, düşüncelerinin paylaşılması çözümünden daha önemlidir. Kadının duygularını anlamaya çalışan erkeğin, onu anlamasa da dinlemesi yeterlidir.

•Erkeğin önceliği ise, yetenekli, yeterli ve güçlü olduğunu hissetmesidir. Erkek olaylara hep çözüm odaklı yaklaşır ve kadının duygulara verdiği önemi algılayamaz. Erkekler doyumu başarıda ve sonuç almada bulurken, kadınlar paylaşma, değer verilme ve önemsenmede yaşarlar.

Kadın ya da erkek üzüldüğünde…

Üzüntü anında erkeğin ve kadının beyni farklı çalışır. Kadın üzüntülü olduğunda kendini iyi hissetmek için konuşma eğilimindedir. Erkek ise susmayı tercih eder.

Kadın, erkek üzüntülü iken eşine sessiz zaman tanıması, erkeğin de eşi üzüntülü iken onu anladığını hissettirmesi, iletişimi sağlıklı hale getirmeye yeter.

Üzülen kadın, rahatlamayı, güvendiği birisini arayarak sorunlarını konuşmakta bulur. Kadın üzüldüğünde; ihtiyacı fikir almak değil, yanında birisini bulmak, o kişi tarafından dinlenmek ve anlayış görmektir. Kadın bir şeye üzüldüğünde erkek onun duygularını göz önüne almadan önerilerde bulunmaya başlar.

Erkek sessizleşir, kabuğuna çekilir, konuşmak yerine düşünmeyi tercih eder. Bir çözüm bulduğunda sessizliğini bozar. Kabuğa çekilme gazete okuma, televizyon seyretme şeklinde olabilir.

Erkek bir şeye üzüldüğünde de kadın, istenmeyen tavsiye ve eleştirilerde bulunursa onun kendisini yetersiz hissetmesine sebep olur. Erkek aslında kendisine akıl verilmesini değil, kabullenilmesini istemektedir.

Erkek kabul edildiğini, kadın da paylaşıldığını hissettiği zaman sevildiğini düşünür.

Erkek suskun veya stresli, kadın çok konuşkan ya da üzüntülüyken onda “yanlış yapıyorsun” hissini uyandırmak, en büyük iletişim hatasıdır.

Farklılığınızı kabullenin…

Kadın Neden Daha Çok Erkek Neden Daha Az Konuşur?

Kadın yüksek sesle düşünür. Ne söylemek istediğini yüksek sesle araştırır. İçtenlik ve paylaşımcılık hisleri kadını konuşmaya iter. Yakınlık ve yalnız olmama isteği konuşma ihtiyacını arttırır. Kadın bilgi paylaşımı için konuşur. Erkek için ise konuşmak sadece aktarma işidir.

Erkekler Nasıl Konuşturulur?

Kadın erkeği keyifsiz gördüğünde onu ısrarla konuşmaya zorlarsa beklemediği bir tepkiyle karşılaşabilir.

Erkek, kabuğuna çekilip sorununu kendi kendine çözmeye çalışırken eşinin ona yardım etmek istemesini yetersizlik gibi düşünebilir.

Erkekler konuşmak için konuşmazlar, konuşmak için bir nedenleri olmalıdır. Konuşması için bir erkeğin ilgi alanını bulmak gerekir.

Zamanlama ve yaklaşım biçimi uygun ise konuşmaya başlarlar.

Erkek konuştuğunda suçlanmadığını veya baskı altında olmadığını hissederse yavaş yavaş açılmaya ve iletişim kurmaya başlar.

Eşlerin Birbirlerine Aşırı Karışması İlişkiyi Olumsuz Etkiler.

Bazı erkekler, eşlerinin her işine karışırlar. Evin düzeninden yemeğin ve sofranın biçimine kadar hep son kararı veren taraf olmak isterler.

Bazı kadınlar, eşlerine annelik yaparlar. Diş fırçalamalarından “Cüzdanını aldın mı?” demeye kadar sürekli müdahale içindedirler.

Bu iyi niyetli çabalar karşı tarafa kendisini güvensiz hissettirir ve onu rahatsız eder.

Ev hayatında kadın, dışarıdaki yaşamda da erkek, son karar veren kişi olmanın ayrıcalığını yaşamalıdır.

Erkek bakışı genellikle paranın tüm sorunları çözeceği yönündedir.

“Her dediğini yapıyorum, yediği önünde yemediği arkasında bu kadına rahat batıyor!”, erkeklerin çok sık söylediği sözlerdendir.

Kadınlar maddi ihtiyaçları karşılanmadığında beklenin tersine duygusal ihtiyaçlarını daha çok fark ederler. Duygusal ihtiyaçlar sevilmek, değer verilmek, önemsenmektir. Ancak böylece kendilerini mutlu ve güvende hissederler.

•Sevgi hataların kaydını tutmaz. Sevgi geçmişteki hataları gündeme getirmez. Evlilikte daima en iyi şeyi yapmayız. Hepimiz zaman zaman eşlerimizi kıracak şeyler yapar ve söyleriz. Hata kabul edildikten sonra özür dileme ve değişme çabası içinde bulunuruz. Üzüntü içinde hata kabul edilip özür dilendiğinde affetmeyi seçersek, aynı yakınlığı hissetmeye devam ederiz. Sevginin yolu affetmekten geçer.

•Evlilik iki kişi arasında olmaz, aileler hatta sülaleler birlikteliğine hazır olunmalıdır.

•Yeni kurulan aile çevrenin etkisine açıktır. Çevrenizden duyduğunuz her şeyi eşinize, eşinizden duyduğunuz her şeyi de çevrenize taşımamalısınız.

•Yeni bir aile kurmak eski ailenizdeki anlayış ve alışkanlılarınızı değiştirmekle mümkün olur. Hala evinizin küçük çocuğu gibi davranırsanız,  anne-babanızın sizin hayatınıza istedikleri gibi karışıp yönlendirmesine izin verirseniz, kendi prensipleriniz ve yöntemlerinizle hayatınızı sürdüremezseniz gerekli olgunluğa ulaşamamışsınız demektir. Kişi kendi kimliğini bulmalı ve geçmiş hayaletlerinden kopmayı ve eşleriyle yaşamayı başarmalıdır.

Kişi kendine tanıdığı hakların aynısını eşlerine de tanımalıdır. Aksi halde efendi-köle ilişkisi olur ve bu sağlıksız bir ilişki anlamına gelir.

•Evin maddi gereksinimlerini karşılamak işin sadece bir yönüdür. Evin manevi, sevgi gereksinimi de karşılanmalıdır. Eş ve çocukların sadece paraya değil sevgiye de gereksinimi vardır.

•İş ve çalışma hayatının aileye olumsuz  etkilerinin engellenmesi evlilikte önemlidir.  İşinizle aşırı ilgilenmek evinizi ihmal etmenize yol açıyorsa, iyi bir eş ve iyi bir anne-baba olamazsınız. Bu evlilik sorunları, çocuklarınızla sorunlar, sağlık sorunlarına yol açabilir.

•Bizim çeşitli maskelerimiz (persona) vardır. Bunun sonucunda ise çeşitli davranış kalıplarımız ortaya çıkacaktır. İşte yaşanan sorunlar eve, evde yaşananlar işe taşınmamalıdır. İnsanların günlük hayatları  bir parça sirklerde göstericilerin 4–5 topu bir arada havada döndürmesi davranışı gibidir.  Her top belli bir sürede elde tutulmalı ya da dokunmalı ve birbirleriyle aynı hız ve doğrultuda atılmalıdır. Toplardan birisi elde fazla tutulur ya da yavaş atılırsa, diğer toplarda düşmektedir. Benzer şekilde eğer kendine, eşine, mesleğine ve çevresine yeterli zamanı ayırmazsa, bunlardan biri bile aksasa diğerleri de zaman içinde zarar görecektir. Benzer şekilde sadece arkadaşlarınızı ön plana alıyor, eve geç geliyor, eğlencenizin tümünü eşiniz olmadan yapıyorsanız gene sorunlar yaşayabilirsiniz.

Şiddetin haklı gerekçesi olamaz. Şiddet ani ve tepkisel olarak bir kızgınlığa bağlı olarak ya da sürekli olarak döngüsel ortaya çıkan şefkat fırtınası; alışkanlık haline gelmiş, tekrarlayıcı şekilde olabilir. Şiddet sonrası pişmanlık, yalvarma hatta yeni bir balayı, yeniden şiddet davranışı şeklinde döngüsellik.